Başlıksız Belge

Ankara İli

3. Bölge Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği

Dr. Abdurrahman Yurtaslan

Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi


 

 KÖK HÜCRE NAKLİ

Kök hücreler; yaşam boyu kendi kendini yenileme ve farklı olgun hücrelere dönüşebilme özelliğine sahip ana hücrelerdir. İhtiyaç olduğu zaman kendilerinden sonraki hücrelere farklılaşarak, hücrelerin gelişimini, olgunlaşmasını ve çoğalmasını sağlarlar.

Kök hücre nakli direk kemik iliğinden, periferik kan dolaşımından veya kordon kanından elde edilen kök hücrelerin hastaya nakledilme işlemidir. Nakil işlemi için geçmiş dönemde sadece kemik iliği kaynaklı kök hücre kullanılmasından dolayı, önceki yıllarda kemik iliği nakli olarak adlandırılmıştır. Fakat günümüzde kemik iliği dışındaki kaynaklardan da kök hücre elde edilebildiğinden dolayı hematopoetik (kan yapıcı) kök hücre nakli deyimi kullanılmaktadır.

 Başta kan kanserleri olarak bilinen akut lösemiler (AML, ALL), lenf bezi kanserleri olarak bilinen lenfomalar (Hodgkin lenfoma ve Hodgkin dışı lenfoma) ve bir tür kemik iliği kanserleri olan multiple myeloma ve myelodisplastik sendrom (MDS) başta olmak üzere, kronik lösemilerde (KML, KLL), genetik geçişli ağır kansızlık hastalıklarında (Talasemi, Orak hücreli anemi), kemik iliği yetmezliklerinde (aplastik anemi ve Fankoni Anemisi), ağır bağışıklık yetmezlik sendromları ve kalıtsal metabolik hastalıklar gibi ölümcül hastalıklarda kök hücre nakli tam iyileşme hedefi ile başarıyla yapılmaktadır.

Kök hücre nakli hastanın kendi kök hücrelerinden (otolog) yada doku grubu uygun başka bir kişinin kök hücrelerinden (allojenik) yapılabilir. Hastaya hangi tip nakil yapılacağına; hastalığın tipi, risk durumu veya hastanın performans durumuna göre karar verilir.

Hastaya kök hücrelerini veren sağlıklı bireye “donör (verici)” adı verilir. Hasta ile doku grupları (HLA olarak adlandırılır) arasında uyum saptanan her gönüllü sağlıklı birey donör olabilir. Doku grubu uyumu en çok kardeşler arasında görülür, bu nedenle önce hasta ve kardeşlerinde uyumlu donör taraması yapılır. Uygun kardeş donör saptanamayan hastalar için diğer yakın akrabaları arasında uygun verici taraması yapılabilir. Kardeş ve yakın akraba dışında uyumlu donör bulma olasılığı çok düşük olması nedeni ile uzak akraba veya arkadaş çevresinden tarama yapılmaz. Uyumlu donör saptanamayan hastalar için gönüllü vericilerden oluşan doku bilgi bankalarına başvurulur. Ülkemizde hizmet veren ulusal doku bankası TÜRKÖK’e ve bulunamaması dahilinde yurt dışındaki kök hücre bankalarından (Dünya kemik iliği bankası veya diğer ülke kemik iliği bankları) uygun donör taraması yapılır.

Donör eğer bir yakını için kök hücre verecek ise yaş sınırlaması yoktur, kök hücre doku bankaları için ise gönüllü bağışçı olmak isteyen kişide aranan ilk özellik18-50 yaş aralığında sağlıklı bir birey olmasıdır. Bağışçılardan kan örneği alınır ve kan örneklerinden bulaşıcı hastalıklar (HIV, Hepatit ve Sifiliz gibi) ve donör olabilmesine engel olabilecek hastalıkları açısından testler yapılır. Eğer sağlık durumu ve testleri uygun bulunursa donör havuzuna kayıt edilir. Kök hücre bağışı yapmak isteyen bireylerden de aynı yol izlenir. Bağışçılar herhangi bir zaman diliminde bağış kararından vazgeçme hakkına sahiptirler.

Kök hücreler; bağışçının periferik kanından veya kemik iliğinden toplanabilir. Kök hücre kaynağı olarak hangisinin kullanılacağına hastanın altta yatan hastalık, hastalığın durumu ve donör isteği göz önüne alarak hastanın nakil doktoru karar verir.  

Periferik kandan kök hücre toplanmasıen sık tercih edilen yöntem olup öncelikle vericinin damar yapısının uygunluğuna bakılır. Sonrasında kemik iliğinde bulunan kök hücrelerin periferik kana çıkmasını sağlayan G-CSF (Granülosit Koloni Uyarıcı Faktör) olarak addlanrılan bir çeşit aşı bağışçının cilt altına 4-5 gün boyunca günde iki kez enjekte edilir. G-CSF enjeksiyonuna başladıktan sonraki 4. ya da 5. günde vericinin kolundan steril bir iğne ile alınan kan, 4-5 saatlik bir aferez prosedürü sonunda kök hücrelerin diğer kan bileşenlerinden ayrılması sağlanır. Eğer damar yapısı uygun değil ise santral yoldan (boyun yada kasık damarı) lokal anestezi altında bir kateter takılarak kök hücreler toplanır. Bağıştan sonraki gün içerisinde birçok bağışçı günlük aktivitelerine dönebilir.

Kemik iliğinden kök hücre toplama işlemi; ameliyathanede steril koşullarda anestezi altında yapılır. Vericinin kalça kemiğinden özel iğneler aracılığı ile kök hücre toplama işlemi yapılır ve donör aynı günün akşamında veya ertesi gün taburcu edilir.

 Kordon kanı kaynaklı kök hücreler doğum esnasında bebeğin göbek kordonundan elde edilir. Allojenik kök hücre nakli için kullanılmak üzere kordon kanı bankalarında saklanır. Kordon kanı nakli genellikle uyumlu akraba veya akraba dışı vericisi olmayanlarda tercih edilir. Ancak kordon kanı içinde bulunan kök hücre miktarının az olması nedeni ile erişkin yaş hastalar için kullanımda kısıtlayıcı bir özelliktir.

 Verici bir kez bağış yaptıktan sonra yine bağış yapılmasında sağlık açısından bir sakınca yoktur. Bazı durumlarda bağış yapılmış hastanın nakil sonrası hastalığının yetersiz düzelmesi, nüks etmesi ya da verilen hücrelerin tutmaması durumunda vericiden yeniden bağış yapması istenebilir. Kemik iliği veya kandan kök hücre alımı nedeniyle doğabilecek, iş gücünü etkileyebilecek herhangi bir sorun bildirilmemiştir. Genellikle kemik iliğinin iğnelerle alındığı bölgelerde hafif ağrılar hissedilebilir.

Bazı kanser şekillerinde, hastalığın şekline göre hazırlayıcı rejim olarak kemoterapi ve/veya radyoterapi kullanılır. Yüksek dozda uygulanan kemoterapi ve/veya radyoterapi, sağlıklı kemik iliğinin yok olmasına sebep olur. Otolog kök hücre nakillerinde, kemik iliği zarar görmeden hemen önce toplanan ve dondurularak saklanan hastanın kendi kök hücreleri verilir. Allojenik kök hücre nakilllerinde ise, doku grubu uygun vericiden toplanan kök hücreler hastaya verilir.

Bütün nakillerde oluşan en önemli sorun hastalığın nüks etmesidir. Allojenik nakillerin ardından vericinin sahip olduğu güçlü hücreler, alıcı bireyin hücrelerine karşı tepki göstererek tahrip edebilir. Bu nedenle nakil sonrası hastalar ilk 3 ay içinde ve/veya geç dönemde olmak üzere graft versus host hastalığı (GVHH) denilen verici atak hastalığı gibi bir komplikasyon ile karşılaşabilirler.  Hastalar bağışçıya ait kök hücreler ile birlikte, bazı savaşçı hücreleri (T-lenfosit) de almış olurlar. Bağışçıya ait bu lenfositler hastanın doku ve organlarını yabancı olarak algılayıp, onlara saldırabilir. GVHH olarak adlandırılan bu komplikasyon ile uzun süre ağır tedaviler verilebilmektedir.

Türkiye'de son yıllarda kemik iliği nakil sayısı büyük bir ivme kazanmıştır.  2016 yılında 3800’ün üzerinde nakil işlemi gerçekleştirilmiştir. Hastanemiz KİT ünitesi 4 kıtadan hasta kabul eder duruma geldi. Hatta yurt dışında kemik iliği nakli merkezleri kurulması ve nakillerin yapılması için eğitimler verilmekte, danışmanlıklar yapılmaktadır.Kök hücre nakli gereksinimi olan tüm hastalar tamamen ücretsiz olarak bu hizmetten yararlanabilmektedir.Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi kemik iliği nakli merkezi yılda 100'ün üzerinde otolog, allojenik, akraba dışı, kordon kanı ve haploidentik kök hücre nakilleri yapan Türkiye’nin önemli eğitim ve nakil merkezlerinden biridir. Her türlü kök hücre nakilleri dünya standartlarında başarıyla gerçekleştirilmektedir. Avrupa Kan ve Kemik İliği Nakli (EBMT) ve Uluslararası Kan ve Kemik İliği Nakli Dernekleri (IBMTR) üyesidir. Ülkemizde kamuda Kök Hücre Nakli merkezlerinin yaygınlaşmasına önemli katkı sağlamaktadır. Çok sayıda kemik iliği nakli merkezi personeli ve sorumlularının eğitimini üstlenmektedir. Uluslararası birçok ülkeden öğretim üyesinin kemik iliği nakli konusunda deneyim kazanmasını ve daha sonra kendi ülkelerinde kemik iliği nakli merkezlerinin açılmasına ve nakillerin gerçekleştirilmesine katkı sağlamıştır.

Milyonların umudu kök hücredir ancak kök hücre nakli, her şeyin sonu veya sorunların bittiği anlamına da gelmiyor. Hastalar aylar, yıllar sonra bile ciddi problemler ile karşılaşabilir. Ayrıca, verici bulunamayan lösemi, lenfoma, myeloma hastalarının tedavisinde son yıllarda çok önemli gelişmeler olmaktadır. Bu hastalıkları yeni ilaçlarla da tedavi etmek mümkündür. Bu bağlamda da geleceğe umutla ve inançla bakmak, yaşama sıkı sıkıya bağlı olmak tedavi başarısını artıracaktır.